Jan 31

Ben normalde fütüristik şeylerin pek meraklısı değilimdir. Küçüklüğümden beri nerede eski model şeyler var onları beğenmişimdir hep.

Bu telefonu gördüğümde eski model ve süper modern bir tasarımı bu kadar iyi karıştırabilmiş olmalarından olsa gerek, normalde beğenmeyeceğim birşey olan bu telefonu pek bir beğendim. Bizim evde telefon konusu hep bir sürüncemedir. Eşim hep pratik açıdan bakıp, ses kalitesi en iyi olan telefonlar seçmeyi hayal eder durur ama evlendiğimizden beri benim abuk sabuk telefon seçimlerime maruz kalmıştır. Benim yok fare şeklinde olacak, yok retro olacak, rengi şöyle olacak orasından bu çıkacak seçimlerim sayesinde, hep sesi az gelen, şarjı çabuk biten, kısa zamanda toptan bozulan telefonlarımız oldu. Gerçi bir kere aldık normal insan telefonu, o da çok uzun dayanmadı ya o da ayrı konu. Son telefonumuz olan magicbox un da aramızdan ayrılması ile ev telefonu olayına bir son verdik. Artık ev telefonu kullanmıyoruz, zaten yurtdışında yaşamak, ailelerle Skype / Facetime görüşmeleri vs. derken luzum da görmüyoruz. Belki yine çok katlı bir eve taşındığımızda kat arası haberleşmek için kullanabiliriz ama şimdilik her sesin evin her köşesinden duyulduğu küçük evimizde öyle bir ihtiyacımız yok.

Bu da böyle bir anı :P

Jan 26

Yatak odası için gereken en önemli şey rahatlıktır. Bunun için yapabilecekleriniz;

* Öncelikle odanın alabileceği en büyük yatağı alın.

* Kalitesiz birçok nevresime sahip olmaktansa, en kalitelisinden iki tane nevresiminizin olması daha iyi olacaktır.

* Yastık ve yorgan içinde yine mümkün olduğunca kaliteye önem vermelisiniz. Kaz tüyü yorgan, yastıklar ne kadar çekici gelsede ben almamanızı öneririm. O kadar yastığı, yorganı dolduracak tüy için kaç tane canlının acı çekiyor olması birçoğumunuzun aklına gelmiyor. Hayvanlara zarar vermeden tüylerine sahip olan sadece birkaç firma var. Bildiğim kadarıyla bu firmalar Macaristan’da yer alıyor. İllaki alacağım derseniz mümkünse araştırıp alın derim.

* Işık ise görünümde olduğu kadar, rahatlık için de önemli bir konu. Özellikle geceleri yatmadan okumayı sevenlerdenseniz. Gardrobunuzun içindekileri iyi görüp seçebilmek için de gardrop içi aydınlatmalarından kullanabilirsiniz.

Gelelim dekorasyon kısmına;

* Yatak başınıza cırt cırtlı kılıflar yapıp, sıkıldıkça kumaşı değiştirebilirsiniz.

* Yatak örtüsü kullanmıyor, yada sadece ayak ucunda kullananıyorsanız, nevresimlerinizi odanın geri kalanına göre seçmelisiniz. Eğer duvarlarınız, perdeleriniz, etraftaki aksesuarlar vs. çok renkli ise düz beyaz yada açık gri gibi nevresimler kullanmanız daha iyi olacaktır. Aynı zamanda yatağınız, dolabınız, aynanızın kenarı, lambaydı oydu buydu gibi şeylerde birbirinden farklı renklerdeyse yine düz renk nevresim, düz renk yatak örtüsü, düz renk perde seçerek denge sağlamanızı öneririm.

* Tekstilde desen kullanmak isteyenler, benzer renkleri barındıran farklı desenleri karıştırabilirler. Ben şahsen çiçekli bir tane desenle başka çiçekli bir deseni karıştırmayı sevmeyenlerdenim. Bence çiçekli bir desenle, kareli, çizgili, puantiyeli, yıldızlı vs. gibi desenleri karıştırmak daha hoş duruyor.

* Yatak odası çıplak ayakla en çok dolaştığınız yerdir muhtemelen. Bunun için de, halı kaplatacaksanız en pofuduk, en kalın olanını seçin. Parke üzerine küçük halılar kullanmayı sevenlerdenseniz koyun postu yada yine kalın, pofuduk bir halı seçmenizi öneririm.

* Gardrobunuzu sürgü kapılı seçerseniz, kapı açmak için yere ihtiyacınız olmayacağından mekanınızı daha fonksiyonel bir şekilde kullanabilirsiniz. Gardrobunuz yeterli gelmiyor ise duvarlara raflar monte edererek çok sık kullanmadıklarınızı şık kutular içinde bu raflarda saklayabilirsiniz. Yada kışın sık kullandığınız, eldiven, atkı vs. gibi şeyleri yatak odanızda tutmanız gerekiyorsa yine aynı şekilde kutular yada sepetler içinde saklayabilirsiniz.

* Başucunuz için seçeceğiniz lambaları, sıradan boylarda seçmek yerine en büyük boyları tercih etmenizi öneririm. Bence yatak odasına daha dramatik bir hava katıyorlar.

* Duvar rengi olarak ise sabah uyanmakta zorlanacağınızı düşünmüyorsanız çok koyu renkler seçebilirsiniz. Belki evin başka bir yerinde kullanmaya cesaret edemiyorsunuzdur ama yatak odasında çikolata kahvesi, koyu gri, koyu lacivert gibi renkler yine dramatik bir görünüm sağlayacaktır. Camdan güneşi yansıtacak yerlere kocaman, altın, gümüş yada son zamanların modası bakır çerçeveli aynalar asarak ışık oyunları yapabilirsiniz. Boyanızı mat seçmeye özen gösterin. Saten boya gibi parlak boyalar ışığı yansıtacağından yatak odası için iyi bir seçim olmaz.

Jan 18

Ne zamandır dekorasyonu güzel ve değişik hotel tanıtımında bulunmadığımı farkettim. Herhalde uzun zamandır seyahat edemediğimden. Gerçi son 4 seyahatimizde  hep Airbnb kullandık ya o da başka bir konu.  Bu zincire geçen haftalarda rastladım. Aslında yataklarının fotoğraflarını çok uzun zaman önce görmüştüm ama nereye ait olduklarını bilmiyordum. Zincir dediğime bakmayın, sadece Londra ve Amsterdam da var bunlardan.

Qbic hotel, hotel kavramına değişik bir boyut katmak istemiş. Katmış da. Yatakları el yapımı. Odanın içinde yatak, banyo, bar, televizyon vs. gibi şeyler cubi denen bir küp içinde toplanmış. Her cubi farklı renklerle aydınlatılmış. Ayrıca seçimi sizin yapabileceğiniz birkaç, farklı panel tasarımları var. Lobide dokunmatik ekran, çevredeki gurme restoranlar ve yakınlardaki sinemada hangi filmlerin vizyonda olduğu gibi bilgileri alabileceğiniz bir bilgisayar bulunuyor ve diş macunu, kravat, atıştırmalıklar vs. gibi şeyleri bulabileceğiniz bozuk para ile çalışan otomatik makinalardan (vending machine :) ) bulunuyor.

Bunlardan birinde kalmak isterseniz, geceliği  € 69.00 diyor sitelerinde.  Şuradan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Jan 8

Pantone‘un bu yıl için belirlediği renk Orkide rengi, yani fuşyanın pembeye değil, mora kaçan tarafı.

Mor benim en sevmediğim renktir. Patlıcan moru, mürdüm, lavanta gibi tonları ok ama özellikle ton açıldıkça hiç tahammül edilemez bir hal alır benim için. Lila rengine baktıkça midem bulanır. Dolayısı ile bu senenin rengi için söyleyebileceğim tek şey; iyi ki daha da mor seçmemişler.

Ama belli de olmaz, nasıl ki 15 sene önce vatkalı ceketlere ve büyük güneş gözlüklerine bir tarafımızla gülüyorduk ama yeniden moda olunca her yerde göre göre normal gelmeye başladı. Belki her yerde göre göre alışıp bir şekilde moru sevmeye başlarım. Şurada 3-5 sene öncesine kadar sarıyı da hiç sevmezdim, mor kadar olmasa da pek tercih ettiğim bir renk değildi. Şimdi ise evdeki domine renklerden biri sarı.

Dec 28

Büyük bir çoğunluğumuz her yeni yıla girerken o yılda olmasını istediğimiz şeylerin planlarını yaparız. Bayanların bu listesinde ilk sıralarda kilo vermek olur hep :) Erkeklerin ise sigara bırakmak belki? Bir ümitle, geçen yılda beceremediklerimizi başarı ile becermek, sahip olamadıklarımza sahip olmak isteriz. Benim önümüzdeki sene için olan isteklerimden birisi yeniden kendime ait bir çalışma odasına kavuşmak. Zira şu an, iş için olsun, oyun oynarken olsun günün yaklaşık 14 saatini Skype’ta birileriyle konuşarak geçiren eşimin çalışma odasında bir kenara sıkışmış durumundayım. Buna da şükür. Dünyanın bir kısmı açlıktan yıkılırken benimki de dert. Aklıma gelmişken yeni yılda böyle benim gibi şuyumda olsa, buyumda olsa gibi saçmalıklarla uğraşırken birazda yemek, su, ısı bulamayanlara da yardım etmek isteyenler olursa şuradan buyursun. En azından hala kızına, komşu teyzeye vs. hediye alacağınız kırmızı don paralarını birleştirip Afrika’da bir yerlere su kuyusu yapımına yardımcı olabilirsiniz :D

Yeni yılda fazladan odanız ve harcayacak paranız varsa kendinize ait bir oda ayarlamaya ne dersiniz? Benim şimdiye kadar yaşadığım evlerde kimisinde kıyafet + çalışma odam kimisinde çalışma + spor odam oldu. Eşim de son 4 yıldır evden çalıştığından o da hep kendi odasında mutlu mesut yaşıyor. Bu evde kendime ait sadece akan, kokan, küçücük, minicik içi dolu turşucuk bir banyom var (bkz. Londra’da yaşamanın getirileri) ama o bile sadece bana ait olduğundan beni mutlu ediyor.  Zaten iki kişiyiz bütün ev bizim diyenlerinize diyecek birşeyim yok  ama kapınızı çekip o odayı olduğu gibi bırakmak, işinizi toplamak zorunda olmadan 3 gün sonra geri döndüğünüzde kaldığınız yerden devam etmek insanı çok rahatlatan birşey bana göre. Belki ben salondaki battaniyeleri günde 5-10 kere katlayıp yerine koyup, koltuktaki yastıkları ise yarım saatten fazla bir süre için koltuktan kalktığım hemen hemen her sefer düzenli bir şekilde yerleştirmek zorunda hissettiğimdendir ama. Rahat insana hayat daha bir kolay ;)

Evin delisi ismindeki deliye bazı örnekler veresim geldi şimdi. Mesela ben kendime ait bir yerde birşeye yer belirlediysem onun yeri benden başkası tarafından değiştirilmemeli. O yüzden de paylaşımlı alanlar konusuna pek bayıldığım söylenemez. Araba yıkatmayı ne kadar araba temiz oluyor diye çok sevsem de, yıkayan kişinin koltuğumun yerini bozması beni acayip uyuz ediyor. Neyse ki arabamı kullanan başka kimse yok da yıkamadan yıkamaya geriliyorum sadece :) Başkasının yaptığı birçok işi beğenmediğimden hemen hemen her işi kendim yapıyorum. Kontrolsüz bir yaşamı sevmediğimden yurt dışında herkeslerden uzak yaşamak beni çok rahatlatıyor. Böylece misafirin geleceği zaman, dedikodu dinlemek zorunda kalmamak,  beğenmediğim ortamdan istediğimde kalkmak, beğenmediğim kişiyle bir daha görüşmemek gibi birçok şey Türkiye dışında iken kontrolum altında :) Hem planlarımı bozacak kimse de olmuyor hayatımda.  Bu da 7 yıldır okuyanlara benden bir iç dökümü olsun..

Gelelim ana konuya, kendime ait nasıl bir oda yapabilirim diye düşünenlere;

Kıyafet odası olabilir.

Hobi odası olabilir.

Oyun odası olabilir.

Sinema odası olabilir.

Kütüphane olabilir.

Ya da şöyle bir çalışma odası olabilir.

Müzik odası olabilir. Daha bir sürü başka şey de olur. Yeter ki siz isteyin ;) Umut dolu bir yıl dileklerimle.

« Previous Entries Next Entries »