Nov 18

Buralarda çok popülerdir insanların bahçelerine kuş, sincap vs. yemlikleri ve evleri koymaları. Sizde bahçenize, balkonunuza bu tarz şeyler koyup doğaya katkıda bulunabilirsiniz.

Benim gördüğüm, bildiğim kadarıyla Türkiye’de insanlar genellikle balkona kuş gelmesin, yuva yapmasın, etrafı pisletirler tadında takılıyorlardı ama belki de o 50 küsürlü yaşlara özgü bir olay olarak kalmıştır. Belki de yeni nesil biraz daha bu konuda gelişmiştir diye ümid etmekten alamıyorum kendimi :) Burada insanlar bahçe ve balkonlarına kelebek ve arı gelmesi için lavanta ve benzeri bitkiler ekiyorlar. Çiçek aldığınız yerlerde özel olarak kelebek ve arı çekici bitkiler satılıyor.

Siz de kuşlarla, kelebeklerle, arılarla bir arada yaşamaktan hoşlanıyorsanız ve yaşamlarına katkıda bulunup, etrafınızda bolca görmek istiyorsanız işte birkaç öneri. Ben bizim kedi, kuş avlamaya pek meraklı olduğundan kuş ve sincaplar için birşey koyamıyorum malesef ama sincapları mütemadiyen birşeyler tıkınırken görüyorum bizim bahçede. Pek yiyeceğe ihtiyaçları olmasa gerek :D

Bu da kirpi evi :)

Nov 1

Geçen sene yeniden ev düzme olayına girdiğimde yeni alacağım şeylerin yorumlarını yapma kararı almıştım ama eskisi gibi sık yazamadığımdan dolayı yazdıklarım daha bir okunası olsun diye, bir de bakııın neler neler aldım gibisinden olmasın gibi düşüncelere kapılıp yazmadım. Baktım ki  son zamanlarda daha okunası şeyler de yazamıyorum, hiç yoktan iyidir dedim ve işte ilk yorum yazım.

Renkli bıçaklardan kullananlarınız var mı? Varsa soyulmadan kullanan, memnun olan var mı? Markası ne? Paylaşırsanız sevinirim. Ben geçen sene Aralık sonunda almıştım bunları, bir kaç ay sonra soyulmaya başladılar. Bulaşık makinasında yıkadığımdan olabilir ama yaparken düşünselerdi onlarda makinada yıkanacağını :) Benimkilerin markası Taylors Eye Witness. 2-3 ay önce bir tanesini attım, kestiğim şeylere bulaşıyordu dökülen parçaları. Bunları da yakında atacağım.

Bambum bambu bıçaktan da Türkiye’den almıştım. Sebze doğrarken daha sağlıklı olur diye düşünmüştüm ama açıkçası onu da 1-2 kere kullanmayı deneyip, hiçbir şeyi kesemedikten sonra pes edip kullanmayı bıraktım. Çekmecede öylece duruyor.

En memnun olduklarım Voodoo bıçak setimin bıçakları. Tam hatırlamıyorum, yalan olmasın ama 2007 yada 2008 den beri kullanıyorum. Hala sağlamlar, hala iyi kesiyorlar. Bulaşık makinasında yıkanmaktan arada leke olabiliyorlar ama biraz karbonatla ovalayınca hemen çıkıyor lekeleri.

Sizinde özellikle memnun olup, olmadığınız bıçaklar varsa yorumları alalım :)

Oct 21

Bir aydan fazladır masamdaki bu iki lambanın hikayesini yazacağım, yine fotoğraf çekmeye üşen, koştur dur, vakit bulama vs. gibi sebeplerden dolayı uzadıkça uzadı. Buralarda hava erkenden kararmaya başladı yine. Işık olsunda fotoğraf güzel çıksın olayından geçeli çok oldu zaten :D

Görmüş olduğunuz siyah lambayı Mayıs ayında Made.com dan almıştım. Made güzel şeyleri uygun fiyata satan bir firma, ismine alışveriş yapana kadar hiç anlam yüklememiştim. Lambayı alıp, ödemesini yaptıktan sonra 12 hafta gibi bir zamanda yapılıp bana gönderileceği bilgisini gönderdiler :) O zaman made olayı konusunda kafamın üstünde bir ampul yandı. Onun öncesinde lambanın bilgilerinde kargo süresi 7 hafta yazıyordu ama ben alıcıların gözü yolda kalmasın diye öyle yazmışlardır, 2-3 haftada gelir diyerekten kandırmıştım kendimi. Arada sırada lambanızın yapımı bittiğinde size haber vereceğiz, İngiltere’ye girdiğinde haber vereceğiz vs. gibilerinden mailler attılar, habersiz bırakmadılar sağolsunlar.

Ben lambayı okuluma yeniden başlayıp dizi dizi çizimler yapmak için almıştım halbuki. 3 ay bekleme gibi bir durumum yoktu. Sonuç olarak Ebay’de lamba kovalamaya başladım. Şurada seneler önce Anglepoise lamba konusunda birşeyler yazmıştım, benzerini almıştım o zaman.Bahamalara taşınırken masa lambalarım hep 0.99 dan satılmıştı ebay de. Öyle birşeyler bulsam da öteki gelene kadar idare etsem diye aramaya koyulmuşken orjinal bir Herbert Terry Anglepoise’e 20 Pound maksimum teklif verirken buldum kendimi :D Sonuç olarak 17 Pound a bana kaldı, kalkıp biraz zıpladım, hopladım,  pek bir sevindim. Gelir gelmez ne kadar kullanışlı olduğunu ve çakması ve gerçeği arasında nasıl dağlar kadar fark olduğunu anladım.

4 ay sonunda Made den aldığım lambam da geldi :) Onu da çok sevdim tip olarak, ama çizim için tasarlanmadığı her halinden belli, kalas gibi bir lamba kendisi. Beyaz olan çok kolay kıvrılıp bükülüyor, çok hafif, ışığı tepesindeki küçük bir düğmeden açıp, kapatabiliyorsunuz. Öteki lambalarda taa arkalara uzanıp, kablonun üzerindeki butonu kullanmanız gerekiyor. Nitekim sonuç olarak gördüğünüz gibi ikisini birden kullanıyorum.

Neyse hazır çalışma mekanımı göstermişken masamın da hikayesini anlatayım. Masanın üst kısmını Ikea’dan, ayaklarını ise Ebay’den almıştım. Masanın üstünü 3-4 senedir bu iş için sakladığım çizgi romanlarla kaplayacaktım ama sonra bazı sebeplerden ötürü vazgeçtim. Başka başka fikirler buldum masanın üstünü boyamak için ama vize durumumuz belli olana kadar hiçbirşeye emek harcamak istemiyorum açıkçası. Şimdilik böyle. Masamın ayakları bu oda da biraz karambole gidiyor, sandalyem deseniz bir önceki evin yatak odasından geldi. Bu evde yer yok diye yeni sandalye almak istemedim, çok takılınca belimi ağrıtıyor. Bilgisayarda 2-3 ayda bir kullanmak üzere orada yer kaplıyor. Zira kendisi sadece oyun oynamak için :D Ben normalde laptop insanıyımdır ama evde fazla bilgisayar olunca eşim kenarda duracağına sen arada oyun oynarsın diyerekten bunu buraya konuşlandırdı :) Böyle klavyeyi kaldır, çizim yap, çizim tahtasını kaldır, başka birşey yap modunda evire çevire kullanıyorum işte.  Bir yerleşsem de adam gibi herşey yerli yerinde olsa..

Sep 30

Priss adlı okuyucunun isteği üzerine hazırladım bu yazıyı. Umarım ihtiyacı olanlara faydası dokunur.  İlk olarak benim favorim olan iç panjurlar var. Ben Türkçe böyle adlandırmayı uygun buldum ama başka birşey deniyorsa kusuruma bakmayın :) Daha fazla araştırıp görmek isterseniz, shutter yazıp, geniş çaplı bir araştırma yapabilirsiniz.  Ev alır almaz yaptırmayı planladığım, son derece kullanışlı, jaluzinin ablası bunlar.  iki-üç parça şeklinde yaptırıp alt ve üst kısmını ayrı ayrı açık ve kapalı olarak kullanabiliyorsunuz. Aynı zamanda kenara katlayıp tamamen açık da kullanabiliyorsunuz. Ev alınca yaptırma sebebim camınızın ölçüsüne göre yaptırıp, özel olarak monte ettirmeniz gerekiyor. Kiracıysanız söküp götürmeniz pek mümkün değil yani.

Eğer yerlere kadar kocaman camlarınız varsa ve dışardan çok görünmüyorsanız, yada görüneyim ne olsun diyenlerdenseniz, ince, uzun, beyaz sade perdelerde gayet hoş görünüyor bence. Özellikle rüzgar esip, perdeleri uçusturunca. Alternatif olarak altına store perde kullanabilirsiniz. Storeların black out olanları tamamen karanlık oda elde etmek isteyenlere uygun olacaktır. Termal storelardan da kullanıp kışın gelecek doğalgaz faturanızı da biraz düşürebilirsiniz. Aynı zamanda yazında kapalıyken ısıyı içeri geçirmiyorlar.

Ahşap jaluzi üstüne ince yada kalın perdeler kullanarak, jaluzinin sertliğini yumuşatabilirsiniz.

Bir diğer seçenek ise panel perdeler. Ikea da bol bol bulabilirsiniz bunlardan. Hatta beğendiğiniz bir kumaşı Ikea dan panel perde kiti alarak da kolaylıkla perde yapabilirsiniz.

Benim favori perdelerimden ikincisi ise katlamalı perdedir. Bence evi daha tertipli ve düzenli gösteriyor. Biraz da asalet ekliyor gibi :) Her ne kadar kısa pencerelere daha uygun görünse de, yere kadar olanlarda da kullanılıyorlar. Sürekli kapalı tutacaksanız çok bir anlamı yok ama.

Son olarak birde bambu storlear var. Bunları da yine kenar perdelerde birlikte kullanmazı öneririm.

Sep 19

Geçenlerde birkaç senedir kullandığımız koyun postunu nasıl temizlerim konusunu araştırırken ulaştığım sonucu ve deneyimimi sizinle paylaşmak istedim. Okuduğum kaynak Amerikandı ve sadece İngiltere’de bulunabilen Dri-Pak sabun parçacıklarından bahsediyordu. Bende hemen alıp denedim :)

Üzerinde özellikle bebek kıyafetlerinde ve elde yıkanması gereken narin çamaşırlar için olduğu yazıyor. Makinada kullanamıyorsunuz. Zannediyorum ki Türkiye’de ki bebek çamaşırı yıkamak için olan deterjanlarda iş görür. Sabun tamamen kokusuz. O yüzden yıkayacağınız şeyin güzel kokmasını beklemeyin. Özellikle benim gibi koyun postu yıkayacaksanız, ilk aldığınızdaki o koyun kokusunu da biraz ortaya çıkartıyor. Onu da açık açık söyleyeyim.

İçindeki böyle birşey. Sabun tozu değil yani. Sıcak suda elinizle köpürtüp, köpüğü yine elinizle alıp koyun postununun üzerine sürüp, yeterince ıslandığını düşündüğünüzde aralarına da iyice girmesi için kaşıma haraketleriyle temizleyebilirsiniz. Sonra da durulayıp havalar soğumadan dışarda, güneş altında güzelce kurutun derim. Aşağıda benim uygulamamın sonucunu görebilirsiniz. Bu arada Ugg giyiyorsanız onları da aynı şekilde yıkayabilirsiniz. Onunda garantisini verebilirim. Bende elim değmişken evde bütün gün giydiğim Ugg larımı yıkadım. Kuruduğunda yeni alınmış gibi pofuduk ve sıkıydılar ;)

« Previous Entries Next Entries »